Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat


Başlık: Güzünüzü Gördüm; Kışınızı da Göreceğim
Açıklama: 

Bilim ve teknolojiyi arkasına almış bir sömürgenler güruhu yayıldı dünyaya. İskorbütten komşu karasularından öte gidemeyen canavarlar, askorbik asidi bulur bulmaz yayıldılar yeryüzüne. Bu ülke benim, o kıta senin, şu nehir onun diyerek paylaştılar dört bir yanı ve çöktüler insanlığın başına. Etmediklerini bırakmadılar. Yamyam dediler öldürdüler, hayvan dediler çalıştırdılar, tembel dediler ellerini ayaklarını kestiler ibret olsun diye. Ne buldularsa taşıdılar götürdüler evlerine. Yağma ettiler her şeyi.

En çok da zihinleri yağmaladılar. Tüm değerleri ne idüğü belirsiz parayla değiştirdiler. Tenten bile kayıklarıyla onu nehirden taşırken şeytanlı köyden geçmeye yanaşmayan zencileri parayla ikna etti çizgi romanlarda. Kızılmaske sevgilisini medeniyetten getirip tüm hizmetini yerlilere yaptırdı adalet dağıtırken Afrika’nın el değmemiş, göz görmemiş derinliklerinde. Tommiks Kızılderililerle boğuştu durdu bir ömür.

Çizgi kahramanları böyleyken varın siz hesaplayın gerçeklerini. Holla veliahdının insan kellelerinden oluşturulmuş bir tepeciğin önünde verdiği ihtişamlı poz google’dan arama yapan herkesin önüne gelir mesela.

Ne hürmetleri oldu doğaya, ne saygıları oldu insana. Hep kendilerinin bildiler her şeyi. Kalmayan altınlarını getirtmek için reislerini hapsettiler İnkaların. Son kalanları alınca da öldürdüler onu intikam korkusundan. Ne batıda ne doğuda, ne kuzeyde ne güneyde zulüm ve kıtalden nasibine düşeni almayan kalmadı. Yüzlerce yıl süren bu karanlık ölüm dehlizinden ancak birbirlerine düşünce rahatlayabildi yeryüzünün ahalisi. Küçücük ceylan but kapma yarışına giren aslanlar gibi daldılar birbirlerine. Bırakın ufak tefek savaşları yüzyıl bile süreni oldu. Hele cihan savaşlarında sadece kendilerini değil yeryüzünü baruta, ateşe, kana, ölüme boğdular. Kendilerinin yetmediği yerde sömürgelerinden getirdikleri insancıkları sürdüler.

Sonra da özgürlük, eşitlik, kardeşlik deyip masum medeniler kesildiler başımıza. Halbuki zulümlerini sürdürdüler iğdiş edilmiş yerli zihinler eliyle ve çaldılar tüm ürettiklerini. Hile ve desisede o kadar ilerlediler ki Hindistan’da her bölgede farklı yaptılar rayların aralığını, ulaşımı zorlaştırıp daha çok kazanabilmek için. Yıllarca bir trenden bir trene mal ve insan taşındı durdu sırf bunların keyfi ve çıkarı için.

Arap Baharı deyip son kalan petrol gölcüklerini ele geçirmek için İslam coğrafyasını da hercümerç ettiler. Afganistan ve Irak’tan ders almamış Müslümanlar ne kadar kolay gaza geldiler, anlatsan Marslılar bile inanmaz. Ama mağripten maşrığa bir derin dalgadır sürüp gitti. Aymazlığın girdabında boğuldular. Ve cehaletin kıskacında kıvrılar. Roma parklarında kurdurduğu çadırda yakasında Ömer Muhtar’ın resmini plastik çerçevede asarak misafir ağırlamanın bedelini Kaddafi’ye, kendi çocuklarına yalvartarak ve parçalatarak ödettirdiler. Körfezden aldıkları paralarla verdikleri stingerlerle Ruslara kök söktüren üretilmiş kahramanları Bin Ladin’in ölümünü seyrettiler evlerinde koltuklarının kenarında otururken ve çak yaptılar elleriyle yüzlerce kurşun yemiş bedenini bilinmez denizlere atarken balıklara yem olsun diye. Yıllarca İran’ın üzerine saldıkları adamları Saddam Hüseyin’i fareler gibi toprak altında yaşamaya mahkum ettiler önce. Sonra da çıkarıp astırdılar bir gece yarısı. Ölüm hırıltılarını dinlettiler insanlığa son dirençleri de körelsin diye.

Derslerine her daim devam ettiler her gün. Mogadişu’da, Bağdat’ta, Şam’da, Sana’da, Peşaver’de, Kabil’de, Kahire’de, Kudüs’te Gazze’de ve her yerde. Kafasını kaldırana Uga’da yamyam dediler, Irak’ta terörist, Türkiye’de diktatör, Malezya’da eşcinsel. Hem de kendi eşcinsellerine evlilik özgürlüğü ve bu sapık evlilikten miras hakkı tanırken.

Ama yaz bitti. Paris meydanlarında güz başladı. Sararmış yapraklar yelek oldu savruldu taşradan merkeze. Zulümde vardıkları dip kendi yoksullarına ve yoksunlarına bile yeter dedirtti. Dilerim beter olurlar. Dilerim fitil fitil burunlarından gelir yapıp ettikleri. Dilerim başlarına yıkılır medeniyetleri.

Bugün sarılarımı giyindim baştan ayağa. Aklım yeryüzünü gezerken, yüreğim Kudüs’te ve gönlüm Paris’te. Vursun tokmaklar davullara ve patlasın egemenlerin ve sömürgenlerin kulakları. Ta ki kurtulsun yeryüzünün madunları, mağdurları, yoksunları, yoksulları.

Çığlık tarihten gelsin: kahrolsun emperyalizm

Ve Metin’den gelsin sayha: şehadet, bir çağrıdır; tüm nesillere ve çağlara


Yayın tarihi:  10.12.2018 12:39:50
Yazdırma tarihi:  1/21/2019 9:59:56 PM