Ana Sayfa| İletişim ve Künye | Giriş Sayfam Yap | Favorilere Ekleyin | Üyelik | Rss

Ana sayfa Misafir Yazar Yazıları
Önce Ezan Okundu...
Misafir Yazar

Meleklerin ayak seslerini duyar gibi oldum: çok gürültü çıkarmadan, sessizce, ayak uçlarına basa basa,  tıpır tıpır geldiler. Kulağıma, minareden yayılan ezanın ses titreşimlerini üflediler: Al la hü ek ber...

Gönlümde bir ışık yandı. Bahar geldi, cemre düştü ve toprak uyandı. Gönlüm/ toprak... Ezan/cemre... Ve gözüm...

Beden gözüm uyandı.

Doğruldum; Aman Rabbim! Üst kattaki komşumun, yan dairedeki komşumun az sonra ayak tıpırtıları... Musluklardan su şırıltıları...

Aman Rabbim! Pencereden dışarı bakıyorum: camlar bir bir aydınlanıyor. Az önce birer mağara ağzı gibi duran, üstadın ifadesiyle; gözüne mil çekilmiş bir âmâ gibi somurtan pencereler birden kahkahaya, gülmeye başladılar.

Bir sevinç bir sevinç...

İçime bir mutluluk doldu.

Pencereyi açıp caddenin dikine ve uzunlamasına, ufkumun yettiği yere kadar baktım: kim cemreyle buluştu, kim kış uykusunda?

Kalktım. Buz gibi serin suyu yüzüme vurduğumda alt ve üst benlerim öyle bir dirildi ki; anlatamam.

Su musluktan su su, hu hu, (Allah Allah) deyip akıyor.

Benim de dilimden: bismillahil azîm. Alâ dinil islââm. Ve ala tevfîkıl îman , ve alâ hidayetirrahmân, ve alâ hidayetil  Kurân... Neveytül vücûhü li ecliyessalât... Tegarruben ilallahi teâlâ...  duaları dökülüyor.

Su, yüzümden koluma, dirseklerimden topuklarıma, bir kriminal temizlik yöntemiyle inşallah, günahlarımın tozlarını süpürüyor.

Şimdi kıyam vakti.

Dinlenmeden duruş vakti...

Varoluş vakti...

Hür oluş vakti...

Müstekbirlere kahroluş vakti...

Allah'a arz oluş vakti...

Kabuk değil öz oluş vakti...

Ben değil biz oluş vakti.

Rabbimin huzurundayım.

Ayaklarım yalın, başım kabak...

Gözümü yükseklere kaldıramıyorum edebimden...

Ona yöneldiğimde, ayakta, Allahü Ekber deyip el bağlandığımda kendimi nedense, birden mezarımda yatay düşündüm!

Mezarım bir göle dönüştü birden. Gölün kenarında ayaktayım. Vakit grup... Suya bakıyorum, yere uzanmışım. Toprağa bakıyorum, toprağa uzanmışım.

Meğer ben kendimi ayakta sanıyordum, yanlış sanmışım.

Süphene rabbiyel azîm diyorum yürekten. Kabrime bakıyorum biraz yüksekten ve ilahî kanun yakalayıveriyor...

Yerin çekim gücü; secdedeyim... Rabbime en yakın noktadayım. Başım, onun kudretinin ayakuçlarına dokunuyor.

Ne diyeyim şimdi?

Hangi suçum için ağlayıp figân edeyim?

"Yapma, ne olur yapma... diyeyim. Hangi günahımın savunmasını yapayım?

"Rabbim! Evet, o günahın faili benim ama bi dinle... Beni azmettirenler var... Cesaret verenler var. Zaafımdan faydalananlar var... Cebime para koyan, arzularımın ceplerini dolduranlar var...

Rabbim! Söz; daha mı, asla... Bak bu seccadenin tüylerine yazıyorum. Rabbim n’olur!..."

Süphane rabbiyel âlâ... Senden başka ve yüce ve ulu ve büyük otorite mi tanırım daha?

 Kalk, diyor Rabbim bana. Tamam, kalk... Başını kaldır... Biliyorum ben kimin ne olduğunu...

Sen karanlıkları yırttın, yorganı fırlattın, miskinliği attın,  huzurumdasın!

Biliyorum ben kimlerin hâlâ, horultuda ve dalalette olduğunu? Benim adımdan, otoritemden, kurallarımdan rahatsız olduğunu?

Kurduğum sofrada löpürlenip sonra o sofraya bıçak sapladığını...

Biliyorum ben kimin sûreten insan sîreten hayvan olduğunu!

Amin Rabbim! Sübhanellah.... Elhamdülillah, Allahüekber...

Sen yakmasaydın kalbimdeki kandili, ben şimdi hangi dağda kaybolmuş, hangi yorgan altında boğulmuştum.

Rabbim! Yüz aldım, yüz buldum senden. Cesaret aldım: tubtü zünûbii estağfurullah... Sen tövbemi kabul et...

Ya rezzâg, ya rezzâg: sen helalinden rızıklandır, kendinden başkasına muhtaç etme...

Ya şafi ya şafi: hastalığı da şifayı da yaratan sensin; şifa ver, ders vererek tabi tuttuğun imtihanını iyi karneyle kazanayım. Sen de, deva takdirnamesiyle ödüllendir...

Rabbim! Ben neyim ki? Ömür boyu verdiğin rızıkları yedik. Balık yedik iskelete biz çevirdik. Tavuk yedik; etlerini dişimizle sıyırıp iskeletini tasa doldurduk.

Davar yedik, uyluk kemiğini, kaval kemiğini dişlerimizle yırtıp iskeletini çöpe attık!

Ben neyim ki? İki kemik bir iskelet...

Beni de, dişleriyle yırtacak, dilleriyle sıyıracaklar bekliyor!

Ben neyim ki?

Ben neyim ki?

Benden uzak olma Rabbim.

Beni yalnız koyma Rabbim.

Yok; benim yüreğimin kasaveti yine dinmedi! Güneş dönsün dülûktan, yine kudretinin ayaklarına kapanmak istiyorum.

Rabbim...

İdris Günaydın


Diğer Yazılarım :





Bu yazı 12/5/2019 3:06:22 PM tarihinde eklendi.
 
Tavsiye Et   Yorum yaz   Yazdır  World'e kaydet Paylaş
 
 
henüz yorum yapılmamış ilk yorumu sen yap!
 
 
 

   
   
 
Recep ŞAHAN

Dolandırıcılık
Ahmed ÇITLAKOĞLU

Siyasette Yeni Aktör: Ali
Mustafa K. NASUHOĞLU

Emeklilikte Yaşa Takılanl
İbrahim BALCIOĞLU

Emeklilikte Yaşa Takılanl
Yahya PALAVAR

Ermek İster İsen Yahya Ke
Ahmet ÖZDEMİR

Bir Garip Çeşm-i Giryan v
Uğur BİLGİ

Çöp Yolu Kâbus Yolu
Fatma UĞURLU

Bulancak, Çantada Keklik
 
     
   
 
Misafir Yazar

Önce Ezan Okundu...
 
     
 

   
 
Medya Tirebolu Yayında
Baraj İnşaatına Yıldırım
Toker İlklerin Adamı
Güvende Yayla Şenliği
Sel Yaraları Sarılacak
Kübranın Düğününü Yaptık
Yaylada Mevlide Yoğun İlg
Yakup Aktaşın Acı Günü
MSN Hava Durumu
Doğankentte HEM Sergisi
Tekeden Süt Çıkarmak
Eğitime Umut Köprüsü
Barajda Göçük 2 Yaralı
Tirebolu Plaj Festivali
Bursada Otçu Göçü
GİRMEP Ödülleri Verildi
Görele Seyahat Zonguldak
Giresun Sanatlarına İlgi
Bursa Giresunlular Sitesi
Bursadan Vefa Örneği
Tireboluda Sel Tehlikesi
Osman Ağa Kültür Merkezi
Sıradan Bir İnsan Sıradış
Fındık Devlet Destek Kaps
Tozu Dumana Kattılar
 
     
 

 

ANKET

 
 

 
     
 

FOTO GALERİ

 
 
. .

kayitli resim yoktur

..
 

Tüm hakları www.medyagiresun.com (c) a aittir. İnternet sitemizdeki yazı, resim, video ve haberler kaynak gösterilmeksizin yayınlanması yasaktır. Sitemiz Giresun Medya Platformu üyesidir.

Web Tasarım