Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat


Başlık: Kurban Bilinci
Açıklama: 

Kurban “yaklaşma” ifade eden Kur’anî bir kavramdır. Kur’an’da Hz.Adem’in iki oğlunun Allah’a kurban sunmaları kıssasında bu kavram kullanılır. (Maide5/27-31) Bu kıssada anahtar kavram “takvâ”dır. Zira içinde takvâ olan davranış Allah’a yaklaştırır.

Nitekim   söz konusu kıssada da kurbanı kabul olunmayan yani takvâsız, yani samimiyetten uzak sunulan kurban sahibini isyana sürüklemiştir. Zaten yine Kur’an’da kurban Allah’a ulaşacak olanın takvâ olduğu haber verilir. (Hac22/37) Gerisi kavurmadır zaten.

Diğer taraftan esasen bütün ibadetler birer kurbır. Biz ibadetleri Rabbimize yaklaşmak gayesi ile yerine getiririz. Bu manada namaz bir kurbır, hac bir kurbır, oruç bir kurbır. Yani namazla kurban oluruz, oruçla kurban oluruz zekâtla kurban oluruz. Hele mali ibadetlerde iki cihetli bir kurban olma söz konusudur. Müslüman mesela infak ederken ham Allaha yaklaşır hem de Allah’ın fakir kullarına yaklaşır. Kurban ibadeti bize paylaşmayı öğretir. Kurban bayramında biz kurbanımızı fakirle paylaşarak fakire de bayram ettirmiş oluyoruz. Hususiyle dünyanın dört bir yanında açlığın pençesinde kıvranan insanlar bizlerin gönderdiği kurbanlarla bir nebze olsun doyuyorlar. Yeryüzünde öyle insanlar var ki senede sadece kurban bayramında et yiyorlar.

Geçen sene(2018) Türki Diyanet Vakfı kanalıyla yurtiçinde 287 merkezde, yurtdışında 143 ülkede 430 bin hisse kurban kesilerek fakirlere ulaştırıldı. Bu sene de 72 il 278 kesim noktasında, yurtdışında 149 ülkede  500 bin hisse kurban kesilerek yaklaşık 20 milyon muhtaca ulaştırılması hedefleniyor. Bu 149 ülkeye sadece et ulaştırmıyoruz aslında. Milletimizin selamını, sevgisini, kardeşliğini ve ay yıldızlı bayrağımızı da ulaştırıyoruz.

Kurbanlık hayvana kurban denmesi mecâzidir. Zira kurban olan “inek” ya da “tosun”  değil aslında. Asıl kurban hayvanın sahibidir. Hayvan Allah rızası için boğazlanıp muhtaçlarla paylaşılınca Allah’a manen yaklaşılır. Hayvanın etleri muhtaçlara ulaşırken sevabı da Allah’a ulaşır. (Hac22/37)

Umumi kaidedir. Her nimetin şükrü kendi cinsinden olur. Malın şükrü de mal ile olur. Bu manada kestiğimiz kurbanlar aynı zama malımızın da şükrüdür. Yani biz kurban ile Allaha teşekkür  de etmiş oluyoruz.

Kurban aynı zama atamız İbrahim(as) ile İsmail(as)’in izinden yürümektir. Bir  kurban keserek adeta İbrahim’leşiriz, İsmail’leşiriz. Biz Hz.İbrahim’den Hakk’ın rızası için gerekirse ciğerparemizi feda edebilmeyi öğrendik. İsmail’den de Hakk’ın rızası uğruna bıçağın altına yatmayı öğrendik. Hulâsâ her kurban bayramında Hz. İbrahim ile oğlu İsmail’in Allah’a mutlak teslimiyetlerinin hatırasını tazeler, hayatımızı böyle bir iman, teslimiyet ve samimiyet üzerine inşa etmemiz gerektiği şuuruna ereriz. (Sâffât 37/103-107)

Kurban aynı zama kurtuluş fidyemizdir. Nasıl ki İsmail(as)’in kurtuluş fidyesi olarak İbrahim’e  büyük bir koç verildi ise (Sâffât 37/107) biz de kurtuluşumuz için kurban kesiyoruz.

 


Yayın tarihi:  11.8.2019 21:30:31
Yazdırma tarihi:  12/7/2019 12:16:29 AM